Gel gelelim okuyan kişilerin bir çoğunun gönlünü fethettiği kitaba !
Eminim bu kitap hakkında yorum yapanların çoğundan duydunuz ama kitap : MÜKEMMEL.
Ben kitap hakkında büyük bir spoiler (kitabı okuyanlar bu spoilerin ne olduğunu az çok tahmin ediyordur) yedim.Evet yaptım bunu.Bana spoiler yedirten arkadaşa selamlar.
Kitap şöyle :
Hazel adında bir kızımız var.Hazel aslında tiroit kanseri ama ciğerlerinde uzak doku metastazı var.
Hazel hayatının monotonluğuna devam ederken bütün o süreklilik biranda bozuluyor ve karşısına uzun boylu hafif kaslı -şaka yapıyor olmalısın- , düz , kısa ve kahverengi saçlara sahip bir Augustus Waters çıkıyor.
Hazel'ın rutin geleceği biranda kesiliyor ve yeniden yazılıyor...
Ufak bir not : Bir FKY (Fantastik Kitap Yiyen) olarak türümün dışına çok nadir çıkarım -polisiye bunlardan biridir- ve kitap hakkında verilen puanları , yapılan yorumları okudukça kitaba dair beklentim dağları aşmıştı.Kitabı 2 günde sildim süpürdüm.Beklentilerimi fazlasıyla karşıladı ayrıca kitaba aşık oldum.Canım sıkıldıkça yeniden okur oldum , kitabı rastgele açıp anılarımı tazeler oldum.Normalde kitabı bitirdikten sonra yeniden açıp ara ara okuduğum kitaplar azdır.Bu kitaba verdiğim para (Pegasus okuyucuları bilir halimi) 3 günde okuyup kitaplığıma yerleştirip bir daha hiç açmadığım bir kitap için gitmedi.
Almakta veya okumakta şüphelenen kişiler varsa onlara bu döngüyü öneririm :
ALIN , OKUYUN , OKUTUN.
Olmazsa Olmazın SPOİLERLİ Yorumum :
OH MY GOSH , OH MY GOSH.
O neydi öyle ?
Okurken çok fazla -abartılmayacak kadar çok- ağladığım tek kitap olarak tarihe geçti.Her ne kadar spoilerli okusam da beklediğimden daha kötüydü - iyi olan kötü , yani kitap iyi ama kötü.Neyse anladınız siz.-.
Augustus'un kendi cenaze töreni ve o malum sigara alma sahnesi beni yıktı , üstümde adeta 1.Dünya Savaşı oldu.
Kitabın kötü sonla bitmesini -spoiler yemeden önce- beklemiyordum.Hele Augustus'un ölmesini HANGİMİZ BEKLİYORDU Kİ !!
Augustus'un 1 paragrafla ölmesi beni çok üzdü.Ama kitapta en çok ağladığım yeri sorarsanız : 215.sayfadan sonra her 40 saniyede bir krize girdim dersem tepkimi tam karşılamayabilir ama bu kelimelerle tanımlayacak olursam en yakın şey.
Augustus..
İçimdeki Augustus sevgisi yine kabardı , lanet olsun.
İnsanların acı çekerek ölmesi , gittikçe yıpranarak ruhunun en ufak parçalarının bile süpürülmesi içimdeki boşluğu en çok deşen şeylerden biriydi ve bu yüzden de fazlaca ağlamış olabilirim..
R.I.P Augustus Waters , Hayatının son anına kadar gülen çocuk..
SPOİLER BİTTİ. ,
Son olarak alıntılar :
...''Gus'ın tedavisiyle ilgili zorlu yollardan geçerken Memorial'daki ailelerde aynen böyleydi ,'' dedi babası.''Herkes çok kibardı.Ayrıca güçlüydüler.En karanlık günlerde Tanrı hayatına en iyi insanları sokuyor.''''Çabuk bana bir yastık ve iplik verin, bunun teşvik olması lazım,'' dedi Augustus , babası biraz rahatsız olmuş gibiydi ama Gus kolunu ona dolayıp ,''Şaka yapıyorum , baba,'' dedi.''Teşvikleri seviyorum.Gerçekten.Ama ergen olduğum için itiraf edemiyorum.'' Babası gözlerini devirdi...
''Peki , dedi.''Artık uyumam lazım.Neredeyse bir oldu.Kitaba puanım -anlamış olmalısınız zaten- : 5/5
''Peki,'' dedim.
''Peki,'' dedi.
Kıkırdayıp , ''Peki,'' dedim.Sonra hat sessizleşti ama kapanmadı.Adeta odamda benimle birlikteymiş gibi hissediyordum ama bir bakıma daha iyiydi ; sanki ben odamda , o odasında değilmiş de sadece telefonla ziyaret edebilen , görünmez ve belli belirsiz bir üçüncü mekandaymış gibiydi.
''Peki,'' dedi sonsuzluk kadar uzun gelen bir süre sonra.''Belki 'peki' bizim 'sonsuza dek'imiz olur.''
''Peki,'' dedim.
-Ayşenur (I'mInvisible)




